“Mad World”e yeniden bakış..
3-4 sene kadar önceydi sanırım; Cihan, Ankara’dan beni ziyarete gelmiÅŸti. AkÅŸam film izlemeye karar vermiÅŸtik, hangi filmi alalım derken Cihan, “Donnie Darko”yu alalım demiÅŸti, araya araya en sonunda bir yerde bulmuÅŸtuk. Filmi izlemek için açtık ancak maalesef ilk CD bozuk çıkınca izleyememiÅŸtik. İlle de filmin sonundaki müziÄŸi dinlememi istemiÅŸti Cihan. İlk defa dinlediÄŸi ÅŸeyleri genelde içine sindirip beÄŸenemeyen ben, az-çok beÄŸenmiÅŸtim filmin sonundaki “Mad World”u..
Çok sonra izleyebildim filmi.. Filmin sonunda ÅŸarkıyı ikinci kez dinleyince çok etkilenmiÅŸtim. Hem ÅŸarkıyı hem de filmi daha sonra defalarca izledim ve dinledim. Hatta birçok arkadaşıma da tavsiye ettim ve izlettirdim. Ancak kime izlettirdi isem, ya çok bunalım buldu filmi, ya çok arabesk ya da izlediÄŸi pembe dizi kültürünün etkisi ile filmde olup biteni anlamadı ve bana dönüp “ne oluyor yani bu filmde” diye sordular.. Åžarkı ise bazılarının ya birazcık dikkatini çekmiÅŸti ya da hiç dikkatini çekmemiÅŸti.
Filmi her izlediÄŸimde ya da ÅŸarkıyı her dinlediÄŸimde, bulunduÄŸum psikolojiye göre farklı ÅŸeyler buldum kendimden. Ama çoÄŸu insanın düşündüğünün aksine film sadece ‘acıklı bir hikaye’ olarak gelmedi bana, ‘beni anlamadın ya ben ona yanıyorum’un da tanımı deÄŸildi. Psikolojimin derinliklerinde ‘anlaşılamamış’ ve ’sevdikleri uÄŸruna hayatını feda eden’ bir baskın yan da yoktu tahminim. Çok mutlu olduÄŸum, çok iyi anlaşıldığımı düşündüğüm zamanlarda da filmi izlemekten zevk duydum. Çünkü bana göre hem film hem de filmden belki daha çok ÅŸey anlatan ÅŸarkının sözleri hayata dışarıdan bakabilmenin özeti gibi gelmiÅŸti.
Şöyle durup yaÅŸanılan, olan biten ne varsa hepsine tepeden baktığımda, söyleyeceklerimi “Mad World” özetliyordu..
all around me are familiar faces,
worn out places, worn out faces,
bright and early for their daily races
going nowhere, going nowhere…
and their tears are filling up their glasses,
no expression, no expression,
hide my head, i want to drown my sorrow,
no tomorrow, no tomorrow..
and i find it kind of funny,
i find it kind of sad,
the dreams in which i’m dying
are the best i’ve ever had.
i find it hard to tell you,
cause i find it hard to take,
when people run in circles,
it’s a very, very
mad world…
children waiting for the day they feel good,
happy birthday, happy birthday,
made to feel the way that every child should
sit and listen, sit and listen…
went to school and i was very nervous,
no one knew me, no one knew me,
hello teacher, tell me what’s my lesson,
look right through me, look right through me..
Şarkı için intihara sürükleyebilecek bir şarkıdır gibi yorumlar yapılıyor orada burada. Yalnız ve sürekli dinlemeniz tavsiye edilmiyor. Sözlerin, şarkının mutluluk şarkısı olduğunu iddia edecek değilim, pollyana da sayılmam zaten. Ancak şarkı ve sözlerine hangi açıdan bakıldığı önemli bence. Çünkü şarkı aslında bir sonuç içermiyor, sadece oldukça objektif sayılabilecek bir durum tasviri ve tahlili yapıyor. Bu tasvirin sonucunda üzülmek, ağlamak sızlamak her zaman gelmemeli. Çünkü bu şarkı sözleri bana göre üzüntülü anların tasviri de değil bence. Yapılan tasvir yaşanılan mutlu anları da kapsıyor olmalı. Çünkü çok genel yargılar içeriyor. Ve bu yargılar bence sadece bir dönemin de tasviri olarak algılanmayabilir.
Şöyle dışardan yaÅŸamımıza ya da herhangi birinin yaÅŸamına baktığımızda, ÅŸu yaÅŸayacağımız ömrün fiziksel süreci adına, kim “going nowhere” yerine baÅŸka birÅŸey söyleyebilir ki.. Hangimiz gerçekten bilerek “yarın”ın var olduÄŸundan emin olabiliriz ki “no tomorrow” demekten kendimizi alı koyalım. Ya da insanların teferruat sayılabilecek hayatlarının detaylarını bir kenara koyup baktığımızda, nasıl bir bir dairenin etrafında dönüp durmadıklarını söyleyebiliriz?
Sözler gene de bence üzücü deÄŸil, hayatın normallerini üzücü kabul etmenin bir anlamı olduÄŸunu sanmıyorum. Bu genel yargılar eÄŸer doÄŸru ise, bu doÄŸrulara üzülmek “neden su yüz derecede kaynıyor” diye dövünmeye benziyor bence. Aksine bu sözler, insanın zaman zaman unuttuÄŸu bu genel sayılabilecek doÄŸruları tekrar hatırlayıp kendine gelmesine yardımcı olan ifadeler. Mutlu olunduÄŸunda da üzülündüğünde de şöyle durup “bunlar normal olarak kabul edilesi ÅŸeyler” diyebilmek -bence- insanın hayatın iniÅŸ çıkışlarına karşı daha kuvvetli durabilmesini saÄŸlar.
Geçen gün, hayat tanımını farklı bir şekilde dile getiren şu söz ile karşılaştım:
Life is what happens to you while you’re busy making other plans.
Bir de herkesin hayatında bir kez duyduÄŸunu düşündüğüm “Tanrıyı güldürmek istiyorsan ona planlarından bahset” sözü vardır. İşte bu gibi sözler çerçevesinde Mad World’ün anlamı daha da zenginleÅŸiyor sanırım.
Mad world ve sözlerini düşüncemin merkezine koyduğumu söylemem, ancak bu şarkının ve ilgili filmin bize çok şeyler anlatabileceğini düşünüyorum. Herkesin muhtemelen filmden ve şarkıdan anladıkları farklı olacaktır. Muhtemelen şarkının sözlerini yazan kimse, o da çok farklı hisler ile sözleri oluşturmuştur. Ama gene de genel anlamda mad world, diğerlerinden farklı bir şarkı. Söyleyecek sözü, anlatacak birşeyleri olan bir şarkı.
Son olarak şarkının klibini izleyebileceğiniz youtube linklerinden birini aşağıda ileteyim.
























ceyda sezgin dedi ki: ,
Tarih : July 10, 2007 @ 7:00 pm
Herşeyi olduğu gibi kabullenme ve anı bakış açılarından bağımsız gözlemlemeyi tasvir eden fikirler,bu şarkıya objektif bakılıdğında dinlendiğinde hissedildiğinde notalarının iniş çıkışı gözlendiğinde neden onunda doğası itibariyle umutsuzluğu,anlamsızlığı adının bile üstüne mükemmel şekilde oturduğu çılgın ve kısır bir dünyayı tasvir edip vurgulmak istediğini taşımayı istemezler diye sormak ya da sormamak işte bütün mesele bu:)