Karanlık (1. bölüm)
Bir yaz günü, gecenin geç saatleriydi. Ormanın derinliklerinde, araçların zorlanarak yol aldığı patikaya benzeyen yolları bilinci kapalı bir şekilde geçmişti. Derin düşünceler içinde boğulan aklı, düşündüklerinden başka birşeyi bilincinin aydınlığına getirmesine izin vermiyordu. Şu anda oturduğu taşın üzerine nasıl gelmişti, hangi yollardan geçmiş, ne zaman arabadan inmişti hatırlamıyordu. Zihninde kopan fırtınalar her an geçmişinden bir kareyi gözlerinin önüne seriyor, daha o kare hakkında düşünmeye başlayamadan bir başkasını getiriyordu.
Kendisini çok güçsüz hissetmeye başladı. Elleri az önce yanından akan derenin suları ile ıslanmış, ellerindeki ıslaklık, soğuyan havanın ve rüzgarın etkisi ile vücudunda ara ara bir ürperti meydana getiriyordu. Her ürperti ile beraber nerede olduğunu bir kez daha anlamak istercesine etrafına bakınıyor, dolunayın aydınlığında bu karanlık ağaçların arasında başka bir ışık arıyordu.
“Sanki ben istedim..” diye mırıldandı. AÄŸzından çıkan kelimelerle birlikte başını öne eÄŸdi. Hava soÄŸumaya baÅŸlamıştı, ceketine sıkıca sarıldı. Kulağına sadece, akan derenin hafif şırıltısı; aÄŸaçların ve otların arasından gelen çekirge seslerine benzeyen sesler geliyordu. Soluna baktı, araba karanlığın içinden zor seçiliyordu. “Acaba arabada mı otursam” diye düşündü, sonra vazgeçti. Ormanın ortasında bir taşın üzerinde oturmak ve gökyüzünde ÅŸehirde farkemediÄŸi yıldızları açıkça görebilmek kendisini daha özgür kılıyormuÅŸ gibi hissetti.
Zaman mefhumunu güneş battığından bu yana kaybetmiş, aklında dönüp duranlar adeta onu bedeninin içine hapsetmişti. Bedeninin dışında olup biten herşey ona garip geliyordu artık. Sadece birbirine karışan solgun sesler ve üşümek dışında birşey duymuyor ve hissetmiyordu.
Aklına lise yıllarında arkadaÅŸları ile beraber gittikleri bir piknik geldi. Bu ormana en son o zaman gelmiÅŸ, piknik için ayrılan bölgede neÅŸe dolu birgün geçirmiÅŸlerdi. O piknikteki arkadaÅŸlarını hatırlamaya çalıştı, sadece iki kiÅŸiyi net olarak hatırlıyordu: Barış ve Elif. PikniÄŸe gidecekleri sabah, erkenden Barış’ın evine gitmiÅŸ, biraz sohbet ettikten sonra diÄŸer arkadaÅŸlarına da telefon ederek, buluÅŸma saatini teyit etmiÅŸlerdi. Barış, “İbrahim’i de çağırdım” demiÅŸti gülümseyerek, “Bakalım bu kez gelecek mi?”. İbrahim, lise arkadaÅŸları arasında her etkinliÄŸe katılmak için can atar gibi görünüp hep son anda bir iÅŸi çıkıp etkinliklere katılmayan biri olduÄŸu için, aslında kimse İbrahim’i bir yere davet etmek istemezdi. Çünkü herkes, aslında İbrahim’in gelmemesine neden olacak bir iÅŸinin çıkmadığının farkına varmıştı. Bu kez de gelmeyecekti, ertesi gün okulda İbrahim’i gördüklerinde İbrahim daha kimse merhaba bile demeden akla hayale gelmeyecek bahaneler uyduracak ve “sattın gene bizi İbrahim” diyenlere çeÅŸitli duygu sömürüleri yapmaya çalışarak, gelmemesinin çok haklı bir nedeni olduÄŸuna inandırmaya çalışacaktı.
İbrahim o günde katılmamıştı pikniğe, bunu net bir şekilde anımsıyordu. Hatta herkes piknik alanına gitmek için okulun önünde geldiğinde, belki gelir diye 1 saat kadar beklemişlerdi. Arkadaşları ile otobüse bindiklerinde herkes bir süre, o kadar beklemiş olmanın gerginliğini yansıtıp durmuştu birbirine. Ama piknik alanına gelinmesi ile birlikte tüm bunlar unutulmuş; hatta yaklaşan sınavlar, hazırlanması gereken ödevler ve akılları kurcalayabilecek herşey bir kenara bırakılmıştı.
PikniÄŸin son demlerinde, Elif, herkesin ısrarına dayanamayıp bir ÅŸarkı söylemiÅŸti. Elif’in söylediÄŸi ÅŸarkının her sözü her notası, ÅŸu karanlık ormanda tekrar aklında yankılandı. Ürperdi ve piknik hatırasından uyanıp kendine geldi. “Elif..” dedi kendi kendine ve tekrarladı “Elif..” Bu isim ne kadar çok yer edinmiÅŸti hayatında.. Düşünmek istemedi, hatta bir an önce bu ismi unutmak istedi, hayatının son döneminde defalarca istediÄŸi gibi.
Ceketinin iç cebinden şekli bozulmuş bir sigara paketi çıkardı. Paketi yokladı, 2 tane sigara kalmıştı, birisini alıp paketi tekrar cebine koydu. Sigarayı yakarken çakmağın ateşi ile yüzünün aydınlandığını hissetti. Sigarasından derin bir nefes çekerek tekrar düşünmeye daldı..
{devam edecek}























