Ubuntu’ya teşekkürler..
Bildiğiniz üzere, bir süre önce Ubuntu 7.10 tamamlanarak, resmi olarak yayınlandı. Ben de Ubuntu-sever olarak hemen bilgisayarıma yeni ubuntu versiyonunu kurdum. Kurduktan sonra çok beğendim ve hem biraz “acaba hakkaten gönderirler mi” gibi bir meraktan hem de elimin altında çizilme ve bozulmalara karşı daha dayanıklı bir 32 bit bir de 64 bit orjinal Ubuntu CD’im olsun diye, Ubuntu sitesinden birer adet CD talep ettim.
Talebimin üzerinden 2 hafta geçmeden Ubuntu CD’lerim bugün belirttiğim adrese getirildi. Bu kadar kısa sürede CD’lerin hem de posta masrafı ödenmiş olarak gönderilmesi açıkcası çok şaşırttı beni. İçimden gele gele bir “helal olsun” dedim. İşte bilgiyi paylaşmak budur!
CD’ler için hem Ubuntu ailesine hem de Ubuntu’nun özellikle bu gibi dağıtım masraflarını üstlenen resmi sponsoru Canonical‘e teşekkür ederim.
Yazılımın ticari bir yönü olmasına elbette karşı değilim, sonuçta yazılımcının da yazılımı satanın da karnı doymak zorunda. Fakat yazılımcılar her yazdıkları kod satırının karşılığında bir miktar para olmalı zihniyeti ile hareket etmemeliler diye düşünmekteyim. Kendim için yaptığım güzel birşeyi, başkaları ile de paylaşmalıyım. Tabii bu paylaşım, Türkiye’de sıkça çeşitli forumlarda rastlanan “beleşçi” ve kendini yazılımcı zanneden insanların türemesine de yol açmamalı. Asıl olan varolana elinden gelen katkıyı yapmak sanırım.
Neyse, gelelim Ubuntu 7.10′a. Bu Ubuntu versiyonunun hemen dikkat çeken iki önemli özelliği var. Birincisi, default olarak NTFS partitionlara yazıp okuyabiliyor ve böylece bir türlü kurtulamadığımız Windows dosya sistemine her türlü sadece tıklayarak erişebiliyoruz. Son kullanıcı için siyah beyaz ekranlarda birşeyler yazmaya çalışmak gerekmiyor.
İkinci güzel ve önemli özelliği ise; Compiz ve farklı isimlerle tanınan 3D desktop efektleri eğer ekran kartınız uygun ise gene işletim sistemi kurulur kurulmaz çalışmaya başlıyor. Özellikle ATI ekran kartı olanların, başkalarında görüp bir türlü çalıştıramadığı bu efektler Ubuntu 7.10 ile beraber birşey yapmanıza gerek kalmadan çalışmaya başlıyor. Ve bu efektler Windows’un vistasından daha orjinal bence.
Diğer bazı özellikleri de aklıma geldiği kadarı ile aktarayım. Ubuntu’nun bu versiyonu ile birlikte daha çok hardware destekleniyor sanırım. Çünkü birçok arkadaşım, Ubuntu’nun önceki versiyonlarında tanımadığından şikayet ettiği donanımların bu versiyon ile birlikte otomatik olarak yüklendiğini söylediler. Dolayısıyla bu özelliği ile de windows a fark atılmaya başlanmış durumda. Hangi windows versiyonu NVIDIA ya da ATI ekran kartınızı her özelliği ile birlikte tanır ki?
Kendi yaşadığım başka güzel bir durum da, Ubuntu kurduğum dizüstü bilgisayarında yer alan tüm hotkey (ya da function-key) lerin otomatik olarak tanınması. Bildiğiniz üzere, bu tuşların driverları Windows’ta otomatik olarak yüklenmiyor.
Linuxta oyun yok diyenler, Ubuntu 7.10′a kurulabilen oyunları görünce açıkcası çok şaşıracaklar. Flightgear isimli uçak simulatörü, benim favori oyunlarımdan gl-117 (savaş uçağı ile peşinizdeki uçakları yakalayıp yok ediyorsunuz, üzerinde uçtuğunuz arazi 3d olarak modellenmiş) ve superTux (Mario benzeri ama grafikleri çok güzel bir oyun) ve şöyle biraz google yapınca bulabileceğiniz birçok oyun Ubuntu 7.10 üzerine kurulabiliyor. Doom gibi oyunlar da kurulabiliyormuş ancak ilgi alanıma girmediği için hiç bakmadım.
Bir güzel özellik de, bazen wireless, bazen kablo ile internete bağlananlar için; Ubuntu dizüstü bilgisayarınızın wireless i kapalı ise sistem başlangıcında otomatik olarak kablo bağlantınızı kullanabiliyor, bunun tam tersi de geçerli. Terminalden network restart etmek gerekmiyor.
Web developerlar bize IE lazım diye üzülmesinler, ya da Editplus olsa keşke diye yanıp kavrulmasınlar. Winamp yok diye windows kullanmaya kalkmasınlar. Şu anda Ubuntu’mda IE 5.0, IE5.5 ve IE6.0 aynı anda çalışıyor ve windowsta çalışmasından herhangi bir farkı olmadan. IEs 4 Linux isimli programcık ile 5.0 ve sonrasındaki IE sürümleri kurulabiliyor. Detaylı bilgi için IEs 4 Linux linkini takip edebilirsiniz. Aynı şekilde daha çok geliştirilmiş ve önceki problemleri giderilmiş wine ile Editplus kurabiliyorsunuz. Eskiden Editplus’ın ftp özelliği çalışmazdı, o da dahil olmak üzere tüm özellikleri eksiksiz çalışıyor. Winamp için ise, birçok alternatif olmasına rağmen, ben güzel bir tema ile XMMS kullanıyorum, winampta kullandığım herhangi bir özelliği de aramıyorum.
Divx ya da film izlemek için açıkcası BSplayer ve PowerDVD yi zaman zaman arayabileceğinizi itiraf etmekle birlikte, hem mplayer, hem vlc, gxine gibi alternatifler ve ufak ayarlar ile altyazı problemi yaşamadan video izlemekte de büyük bir sıkıntı çekmeyeceksiniz.
Snaptic paket yöneticisinden pek anlamıyorum ve aslında çok temel programları kurmaktan başka bir isteğim yok diyorsanız, yapmanız gereken sadece Automatix kurmak. Böylece karşınıza gelecek listeden Acrobat Reader, Divx codecleri ve çeşitli playerlar, Java SDK - Runtime, Open Office, Gnumeric, Skype, vb gibi birçok temel uygulamayı sadece yanlarına check atarak kurabiliyorsunuz.
Başka programlar kurmak isterseniz de programlar menüsünün altında add/remove applications butonuna tıklayarak kurabileceğiniz diğer programları görebilirsiniz.
Şimdilik paralı bir uygulama olsa da yakın gelecekte ücretsiz sürümlerinin de çıkmasını umduğumuz bir yazılım kurarak da çok gerekli ise, Microsoft Office ürünlerini, Photoshop gibi bazı uygulamaları da kurabilirsiniz. Bu programa gene Automatix üzerinden erişebilirsiniz.
Performans meselesi ile ilgili de şunu söyleyebilirim, yaklaşık 40′dan fazla değişik uygulamayı (Ubuntu’da kurulu tüm uygulamalar) Ubuntu’da açtığımda hem işlemci hem de ram’in henüz 3′te 2’si tükenmiş idi. Ve tıkladığım her yeni uygulama beklemeden hemen açılıyordu. Açtığım uygulamaların arasında 2 adet 3d oyun ve 2 adet transparan hale getirilmiş 2 adet divx film de vardı. Divx filmler pause’da durmuyor aksine çalışıyor idi.
Windows’ta, birkaç IE, 4 temel ofis uygulaması, 2 adet film bir oyun açınca bilgisayar’da mouse oynatmak bile zorlaşıyor.
Ubuntu yaklaşık 10-15 sn içinde şifre ekranını açıp (açılış ekranı), 10-15 sn içinde kapanırken; windows xp aynı makinada (temiz de bir xp) yaklaşık 40-50 sn için de açılıp 2-3 dk içinde kapanabiliyor.
Performans konusunda da Windows’u yenen Ubuntu 7.10 için sadece gereken BSplayer, PowerDVD kalitesinde video programları ile Gnome arabiriminin tasarımının daha da güzel hale getirilmesi bence.
Windows’ta kullandığınız temel fontların Ubuntu’ya yüklenebildiğini de unutmadan hatırlatayım.
Şu anda windows’u sadece video edit araçları için kullanmaktayım. Bu konu ile ilgili olarak da artık Adobe ve benzeri uygulamalar geliştiren firmaların en azından Debian altyapılı sistemler için ürünler üretmelerini bekliyoruz. SAP gibi çok kapsamlı uygulamalar geliştiren firmalar bile Linux önerirken, yeni çıkan ürünlerini Linux üzerinde çalışacak şekilde tasarlarken, diğer büyük firmaların bu konuda geç kalmalarını anlamakta güçlük çekiyorum.
Ubuntu, gelecek versiyonları ile birlikte windows tekeline son kullanıcı açısından son verecek gibi görünüyor. Özellikle Linux kullanan herkese, özellikle programcılara da çevrelerinde windows kullanan insanlara Ubuntu 7.10 u tanıtmalarını öneriyorum. İnsanların geçmişteki ilk Linux deneyimlerinden kalan ön yargılarını başka türlü kırmak uzun zaman almaması için bunu yapmak gerektiğine inanıyorum.
Siz de Ubuntu.com’dan ücretsiz CD nizi talep edebilir, Ubuntu’yu bilgisayarınıza kurarken de internete girmenin, işlerinizi bitirmenin keyfine varabilirsiniz. Çünkü Ubuntu kurulurken, “Live CD”niz sayesinde Ubuntu’yu hemen kullanmaya başlıyorsunuz. Bilgisayar başında sıkıcı mavi ekranların bitmesini beklemekle vakit harcamayın:)
En çok yorumlananlar
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Aralık 24th, 2007 at 4:13 pm
Öncelikle tebrikler :) Ben de dün Ubuntu 7.10. kullanmaya başladım. Ekran kartım ati onboard. Şu anda ekranda problemim var biraz ama bir şekilde halledilir. Böyle ufak şeylerden dolayı vazgeçmek olmaz. Herkesi Ubuntu ya da başka bir Linux işletim sistemi kullanmaya davet ediyorum.
Aralık 24th, 2007 at 4:19 pm
Teşekkür ederim. Söylediğiniz çok doğru, hemen vazgeçmemek lazım. Çünkü vazgeçtikçe Windows’un tekeline mahkum kalınıyor. Halbuki Linux kullanmaya başlayınca, insan görüyor ki, onlarca farklı özellikte bir sürü Linux dağıtımı var. Birini beğenmezsek diğerine geçmek “Linux bildikçe” çok sorun olmuyor. İnsanlar nasıl ki “Windows bilmek” ve Windowstaki problemlerini çözmek için uğraştı ise, Linux için de uğraşabilmeli. Sanki zamanında Windows’a bir hardware tanıtmayı başarabilmek için kırk takla atmak zorunda kalmamışız ya da şu anda bile bazı donanımlar konusunda aynı uğraşları vermek zorunda kalmıyormuşuz gibi konuşmamalı insanlar. Her işletim sisteminde sorunlar yaşanabilir, bunun farkına varmak lazım.
Aralık 24th, 2007 at 4:30 pm
Tamamen katılıyorum. Kaç kişiyi Linux’a geçirirsek kardır diye düşünüyorum. İnsanlar da bunun bilincinde olmalı ve Linux’a geçmeliler. Sadece tekil kişilerle sınırlı kalmamalı bu. Kurumlar bir an önce alt yapısını tamamlayıp Linux’a geçmeliler. Türkiye’de Tübitak çalışanlarının da desteğiyle birçok kurum ve şirket Linux’a geçtiler. Ülkemizin yazılım ithalatı çok düşük seviyelerdeyken yazılım ihraç etmek bizi zora sokuyor. Sırf bu sebep bile Linux kullanmamıza yeter.
Ocak 19th, 2008 at 9:47 am
Selam,
Ubuntunun Gnome için daha fazla tasarım olsa daha iyi olur denilmiş.
Evet, katılıyorum. Fakat KDE 4 ile gelen Kubuntu’yu denediniz mi ?
Ocak 20th, 2008 at 2:44 am
KDE’yi uzun süredir çeşitli vesilelerle kullanan biriyim. Evet KDE her ne kadar görünüm açısından daha fazla tema ve görselliğe sahip olsa da benim ifade etmeye çalıştığım şey olayın daha farklı iki yönü aslında :
1. Gnome’u KDE’ye tercih eden benim gibi insanlar var. Bu nedenle Gnome tasarımları daha güzel olsa keşke..
2. İster KDE isterse Gnome olsun, tasarımlarında Microsoft’un binlerce dolar para akıtıp tasarımın renginin psikolojik etkilerinden tutun kullanım rahatlığı vs vs gibi konuları da dikkate alarak, gerçekten tasarım işini iyi yapan profesyonellere yaptırdığı tasarımın görsel kalitesine ulaşabilmiş değil. Çünkü bu konular açık kaynak kodlu dünyada gönüllü olarak ilerliyor genelde. Ve sadece ben temenni ediyorum, tasarım konusunda yardımcı olabilecek kişilerin bu işe gönüllü olarak destek olup, Gnome için daha da iyi tasarımlar çıkarmalarını.
Bu windows’a benzesin demek de değildir. Ayrıca windows’un tasarımı, windows’u seçecek kadar üstündür demek de değildir. Açık kaynaklı dünya için gönüllü yapılan bir işi Microsoftun yaptırdığı yaptıracağı her tasarıma tercih ederim o ayrı.
Gene de yorumunuz için teşekkürler..
Şubat 7th, 2008 at 2:20 pm
lınux kullanmak bir ayrıcalık .yok korsan yazılım uyarlaru,yok serial bul ,yok krak bul derdine son.ubuntunun yanında pardusta denenmeli bence
Temmuz 18th, 2008 at 4:32 am
Uğur bey çok güzel bir yazı. Teşekkür ederim. Yazı eski biliyorum ama sormadan edemeyeceğim, Bs Player ihtiyacınıza bir çözüm bulabildiniz mi? Şu an Ubuntu 8.04 kullanıyorum ve tüm ihtiyaçlarımı hallettim. Ancak Bs Player olmaksızın altyazı ayarlamak mümkün değil. En azından ben bu tarz bir program bulamadım. Eğer önerileriniz varsa denemek büyük bir zevk olacaktır.
Temmuz 25th, 2008 at 12:59 am
Bsplayer yerine VLC ve mplayer alternatifleri şu anda işimi görüyor benim. Altyazı ayarlamak için her ikisi program da çözümler sunuyor. Altyazılarda bazen Türkçe karakter problemi olabiliyor onu da dosyaları UTF-8 e çevirmek çözüm olabiliyor. Eklediğiniz altyazı ile programın beklediği alt yazı dili ve dosya biçimini doğru ayarlamak ve doğru fontları seçmek gerekiyor.
Mayıs 23rd, 2010 at 6:51 am
Cidden çok iyi yazılar yayımlıyorsunuz. Web sitenizi Bing ile buldum. RSS okuyucuma ekliyorum. Yayınlanacak tüm içeriklerinizi sabırsızlıkla bekliyor olacağım. Çok teşekkür ederim.