“İşte hepsi bu kadar…”
Bazen hissedileni hissedenden çok hisse tercüman olabilen anlatıyor. Çok veciz duygular içinde olduğumuzu düşündüğümüz hallerde, duygularımızı aynı vecizlikle ifade edememek, o klasik ifade ile “kelimelerin kiyafetsiz kalması” ile anlatılan acizlik içine bırakıyor bazımızı zaman zaman. Bu anı tercüme için bazen bir şarkı, bazen bir şiir gerekiyor.. İşte şu anıma tercüman olmak için bir tesadüf silsilesi içinde kulaklarıma gelen bir şiir.. Başka türlü ya da daha veciz anlatamazdım zaten..
Hepsi bu / Yılmaz Erdoğan
Değişen ben değilim
dönüşen savaş
yaşlanmakla ıslanmak aynı şey:
bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlanmak
şimdi ölüm bile yetmiyor
acılarımızı tartmaya
dostlar
alıngan bir sahili pinekliyorlar
bir merhabayı bıçaklar gibi artık
selamlaşmalar
değişen ben değilim
dönüşen savaş
artık zaman bile yetmiyor
yaşadığımızı sanmaya
yine de ışıklar bu kenti
güzelmiş gibi gösteriyor
geceleri…
geceler…
yani
Ahmet Haşim in kafiyeleri…
seni aklıma düşüren
yerçekimi değil
yalancı yıldızlar
öyle uzaksın ki
üflesem soğuyacaksın
sarılsam okyanus
bir aşka yetecek kadar
ve anımsatacak kadar
sebepsiz bir ölümü,
acılarımız
ve kafiyelerimiz var…
işte hepsi bu kadar…
En çok yorumlananlar
Tags: kişisel, yılmaz erdoğan, şiir
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Ağustos 31st, 2009 at 11:17 pm
emege saygi tesekkürler devamini bekleriz.