Hasan kardeşim blogundaki son yazısında (Pratisyen Hekim veya Kalp Cerrahı Olmak) gittiği bir iş görüşmesi sonrasında yazılım dünyasında bence hem şirketler hem de çalışanlar için sürüp giden bir problemi işaret etmiş. Bu ve bununla ilintili diğer bazı konular üzerinde ben de bazı sıkıntıları yazmak istedim.
Öncelikle özellikle daha çok web dünyasında çalışan bir yazılımcı olarak meselenin özünde yer aldığını düşündüğüm bir konuyu aktarayım. İnternet hayatımıza ilk girdiği andan itibaren bu sektörde uzmanlaşmayı kavrama konusunda ciddi bir yanlış algı oluşmaya başladı. Çünkü “web yazılımcısı” diye genelleyebileceğimiz yazılım sektöründe çalışanların yaptıkları işin aslında bir mühendislik işi olduğunun bilinmemesi, anlaşılamaması veya anlaşılmak istenmemesi kendine ya da bir başkasına “site yapabilen” herhangi birini “web yazılım uzmanı” haline getirdi. Hayatında sadece hazır bir araçla, hazır bir kodla ya da hazır bir altyapı ile site yapmış olanların bazıları (aslında bence büyük çoğunluk) bir süre sonra forumlarda “böyle birşey yapmak istiyorum, varsa hazır kod gönderir misiniz” şeklinde gelişimlerini devam ettirdiler. Herşeyi işlerine o anda yaradığı kadar öğrendiler. Yaptıklarını iddia ettikleri mesleği şöyle birkaç ay HTML, ASP veya PHP ile uğraşan herhangi birinin kolayca yapabileceği bir meslek olarak kabul ettiler. İşin kötüsü, işi a’dan z’ye öğrenmek konusunda bir gayretleri olmadığı, herhangi bir dökümanı okumayı angarya olarak gördükleri, bilgilerini artırabilecek herhangi bir internet kanalını takip etmedikleri ve çevrelerindeki birçok insanın da bu işi böyle götürdüklerini gördükleri için bir anda kendilerini “uzman” kabul ettiler. Uzman(!) bir adama yeni birşey öğrenmek gerekmediği düşüncesinden hareketle, öğrenme işini “forumdan bulamadığım şeyleri Google’dan aratıp bulurum”a indirgediler. Ve böylece günümüz Türkiye’sinde kendi “uzman web yazılımcısı, programcısı” olarak tanımlayan büyük bir güruh oluştu.
Bu hikayenin bir benzeri de kısa yoldan para kazanma hevesi ile, sektördeki talepten faydalanmayı hedefleyen şirketler için de geçerlidir. Aslında ekip olarak yukarıda bahsedilen “uzman web yazılımcıları”ndan oluşan, herhangi bir nedenle bir web sitesi yaptırmaya karar vermiş müşterilerin bilgisizliğinden faydalanarak para kazanmaya çalışan onca şirketten bazıları bugün yazılım, hosting, vb. konularda isimleri önemli hale gelmiş şirketler haline geldiler. Ama cehaletin 3. seviyesi diye tabir edilen cehl-i mürekkep ile malul olduklarından dolayı hala ilk işe başladıkları günkü düşünce ile hala kendilerini işleri konusunda uzman tasavvur etmekteler.
Dolayısıyla, adam gibi kendini yetiştiren web yazılımcısı yerine, bu dünyanın mühendisliğinde daha spesifik bir alanda uzman olabilmek için samimi bir his ile kendini geliştirmeye devam eden insanların sayısı hep az olarak kaldı. Yani bu sektörde, Hasan’ın yazısındaki ifade ile “Beyin cerrahı” olmak için uğraş veren ve maalesef kıymetleri bilinmeyen insanların sayısı epey az. Bunun yanında kendini içinde aslında birçok uzmanlık dalı olması gereken bir alanda uzman gören yazılımcılar ve bu tür uzmanları(!) seven şirketler çoğunlukta.
Türkiye için konuşacak olursak, yazılım konusunda çalışan firmaların çoğu işin mühendislik, bilgi birikim gerektiren tarafını umursamadan, sadece müşteriyi anlık olarak memnun edebilecek bir iş çıkarmaya uğraşan şirketlerdir. Önemli olan hızlı bir şekilde müşteriye istediğini vermektir, internet kullanıcısı üzerinden hızlı bir şekilde para kazanmaktır. İşin altyapısı önemli değildir, arabirim sadece Internet Explorer ile çalışsa da olur, güvenlik ise şirketin girişinde “Nereye hemşerim?” diye soran kişinin sıfatıdır, yazılımla bir arada bile kullanılmaz.
Bu duruma bakarak, birbirini besleyen büyüten kötü bir sistem görüyorum ben. Cehalet içinde yazılımcılar, cehalet içinde firmalar, cehalet içinde müşteriler… Geriye bu işi sevdiği için yapan, hakikaten bir konuda kendini uzman addedebilmek için 10 senelik bir tecrübeye rağmen hala bir haftada yüzlerce kaynak takip eden, kendi başına birşeyler denemek, üretmek, tecrübe etmek için gecesini ya da haftasonunu feda edebilen bir grup kalıyor. Bir de sayıca gene az olmalarına rağmen hakikaten mükemmel bir iş çıkarmak, yaptıkları işi sadece müşterisini memnun etmek için değil, kendi iç yazılım prensiplerine, o güne kadar geliştirdikleri belki dünyada da kabul gören metodolojilere, teknik kalite kıstaslarına uygun halde üretmeye çalışan düzgün yazılım şirketleri var. Bu iki grup içinden yazılımcılar, genelde çalıştıkları firmalardan memnun değiller; firmalar ise hem müşterilerinden memnun değiller hem de şirketlerinde işinde uzman insan bulamadıklarından şikayetçiler.
Zamanında görüşmeye gittiğim, yabancı menşeili büyük bir firma yetkilisi Türkiye’de ilan verdikleri belli bir alanda uzman yazılımcı bulamadıklarından bahsetmişti. “Front-end web developer” başlığı ile verdikleri ilana başvuranların çoğunun kendilerini web yazılımcısı olarak tanıttıklarını ama HTML, CSS, JS, PHP, MySQL bildiklerini iddia edenlerin ama aslında hepsinden biraz bildiklerini söylemişti. “Asp.NET bildiğim için front-end developer olabilirim, yaptığım sitelerin arabirimlerinin hepsini ben kodladım” diyen birinin aslında hazırladığı sayfanın sadece Internet Explorer da düzgün görüntülenmesi karşısında “Müşteri IE kullanıyordu” diyerek cevap vermesinden de bahsetmiştik.
İşin diğer ucunda ise, kariyerimin başında şirketteki tek web yazılımcısı olarak çalıştığım bir firmada patron birgün gelip bana “MS Office’in bir benzerini ne kadar sürede yazarız?” diye sormuştu. Adamın sorduğu soruya “Tek başına mı yazacağım yoksa bir ekip mi kuruyoruz?” diye sormuştum, dalga geçiyor zannedip şakayı devam ettirmeye çalışarak. Patron “Şimdilik sen varsın diye düşünelim” diyerek bir cevap bekleyince iyimser bir tahmin yapıp “En az 10 sene sürer” demiştim:) “10 sene çok uzun, neyse başka çözüm düşüneyim” diyerek yanımdan ayrılmıştı.
Ben bu mantığın bir süre çalıştığım firmaya özgü birşey olarak düşünmüştüm. Yanıldığımı birçok yerde çalıştıktan, başka yerlerde çalışan arkadaşların benzer hikayelerini dinledikten sonra anlamıştım.
Bu tür şirket ille de MS Office’i kısa sürede yazmak istemez elbette, bazılarında iyi işi kısa sürede çıkarmak için gece gündüz çalıştığınız işler birkaç dakikalık iş olarak görülür, piyasadaki kopyala-yapıştırcı yazılımcılarla karşılaştırılırsınız; bazıları Facebook’a, Google’a birkaç ay içinde rakip olabilecek ürünler çıkarabileceğini düşünür; bazıları siz PHP konusunda uzman iken Delphi ile bir masaüstü uygulamasını yazmanızı ister; bazıları web master adı altında aslında çok değişik uzmanlık alanları olan tasarım, arabirim kodlama, back-end development hatta tasarımdan dolayı da matbaa deneyimi bekler; bazıları üzerinde anlaşılıp hazırlanan bir projenin bitimine yakın varolan yapı ile ciddi teknik çelişkiler içeren bir hale getirilmesini ister hem de birkaç saatte olsun ister… Bu liste uzar gider.
Öte yandan, birini işe almaya çalışırken gelen adayların bazısı UTF-8 i hiç duymadığı halde kendini Türkiye’de sayılı yazılım uzmanlardan birisi olarak görür; bazısı associative array nedir bilmeden kendine PHP konusunda 10 üzerinden 9 verir; bazısı DOC TYPE nedir diye sorulduğunda hiç duymadığını söylediği halde kendini front-end developer konusunda uzman ilan eder; HTTP nasıl çalışır sorusuna HTTP, HTML’in diğer adıdır diyerek yanıt verdiği halde büyük çaptaki web projelerinde sistem yöneticisi ve back-end developer olarak çalıştığını iddia eder; bazısı JSON nedir bilmeden AJAX ve ilgili konular üzerinde kendinde bir eksik görmediğini söyler ve bazısı da verdiği cevaplar nedeniyle konusunda uzman olduğuna inanmadığınızı düşündüğünüzü ilettiğinizde, “ben bugüne kadar bunca yerde çalıştım, bu sorulara konu olan hiç bir meseleyi bilen biriyle karşılaşmadım, bu soruların cevaplarına da hiç bir zaman ihtiyaç duymadım” der… Bu liste de uzar gider.
Sonuç olarak, Hasan’a katılıyorum. Bizim sektörde de insanlar “Kalp Cerrahı” gibi bir uzmanlığa yönelmeliler. Şirketler de kendilerini geliştirmeleri ve yazılım olayını bir mühendislik olarak ele almalılar. Uzmanlıklara saygı duymalı, belirli konularda uzmanlarla çalışmalılar. Belirli bir uzmanlığa giden bir yazılımcı elbette diğer tüm dallarda bilgi sahibi olmalıdır. “Sadece Asp.NET yazarım, JSP nasıl çalışır umrumda değil” gibi bir düşünce olamaz. Ama Hasan’ın da belirttiği gibi, her konuda bilgi sahibi olmak ne her konuda çalışabilen birisi olmayı gerektirir, ne de belirli bir alanda uzmanlığa gitmeye engel olur. Mesele, bu işi ciddiye almaktır, haddini bilmektir, kendini bilmektir.
Aralık 27th, 2009 at 2:42 pm
Bu piyasada çalışan bir çok insanın içindekileri yazmışsın. Özellikle de front end development alanında, çok dertliyiz ülkemiz de.. :)
Aralık 27th, 2009 at 3:34 pm
Yazınız ülkemizdeki içler acısı hali çok iyi anlatıyor.Bu durumu düzeltmek şirket başındaki patronlardan ve yöneticilerden başlıyor bence.Size gelip ms office in aynısını ne kadar zamanda yaparız diye soran kişi gibi benimde çalıştığım eski firmada yapılacak her yeni modül için google servislerinden birisi gösteriliyordu.Yani yönetici ve patronlar çalışan programcılarına ne iş vereceklerini ve verdikleri için çapını bilmemeleri onların bu sektördeki eksikliklerinin en bariz göstergesidir.
Ekibe alınacak kişinin ekipten kimseye sorulmadan seçilmesi, alınan kişinin sözlerine bakılarak seçilmesi (ben uzman kodcuyum (!)) ve sizinde söylediğiniz gibi mesleği tasarımcı olduğu için basılı ve görsel herşeyi tasarlayabilir düşüncesi memleketimizde yayılan kötü bir dokudur.Neyse ki buna karşı çıkan sizin gibi sektörü tanıyan ve nasıl olması gerektiği konusunda fikir üreten insanların varlığı bizleri umutlandırıyor.