Mar 27

Bazen hissedileni hissedenden çok hisse tercüman olabilen anlatıyor. Çok veciz duygular içinde olduğumuzu düşündüğümüz hallerde, duygularımızı aynı vecizlikle ifade edememek, o klasik ifade ile “kelimelerin kiyafetsiz kalması” ile anlatılan acizlik içine bırakıyor bazımızı zaman zaman. Bu anı tercüme için bazen bir şarkı, bazen bir şiir gerekiyor.. İşte şu anıma tercüman olmak için bir tesadüf silsilesi içinde kulaklarıma gelen bir şiir.. Başka türlü ya da daha veciz anlatamazdım zaten..

Hepsi bu / Yılmaz Erdoğan

Değişen ben değilim
dönüşen savaş
yaşlanmakla ıslanmak aynı şey:

bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlanmak

şimdi ölüm bile yetmiyor
acılarımızı tartmaya
dostlar
alıngan bir sahili pinekliyorlar
bir merhabayı bıçaklar gibi artık
selamlaşmalar

değişen ben değilim
dönüşen savaş

artık zaman bile yetmiyor
yaşadığımızı sanmaya

yine de ışıklar bu kenti
güzelmiş gibi gösteriyor
geceleri…

geceler…
yani
Ahmet Haşim in kafiyeleri…

seni aklıma düşüren
yerçekimi değil
yalancı yıldızlar
öyle uzaksın ki
üflesem soğuyacaksın
sarılsam okyanus

bir aşka yetecek kadar
ve anımsatacak kadar
sebepsiz bir ölümü,
acılarımız
ve kafiyelerimiz var…

işte hepsi bu kadar…

 

Share